Film Terapi – Yüzleşme

Üç gün önce arkadaşımın tavsiyesi üzerine 2009 yapımı Türk filmi Kosmos’u izledim. Filmi içselleştirmem ve şifalandırmaya başlamam üç gün sürdü. Genelde filmler izlemeye başlamadan konusunu ya da yorumları okumam. Bu filmi de öyle izlemeye başladım.

Filmi izlerken evrensel tevafukların bileşkesi ile izlediğimi filmin çekildiği yeri fark edince başladı. Filmi izlemeden birkaç gün önce Kars ile ilgili okuduğum bir haber üzerine enerji çalışması yapmıştım. Film Kars’ta çekildiği içinde yapılması gereken fark etmediğim çalışmaları yapmaya başladım.

Filmde mistik bir karakter olduğu için kendi içimde en çok çalışma yaptığım ve sorguladığım taraf ruhsal çalışmalar yaparken insanı özelliklerimi yok eden bir hale girip girmediğime baktım. Buna bu kadar özen göstermemin sebebi yaratılışıma uygun olmayan eylem halinde olup olmadığımı gözden geçirdim. Her yaratılmış çok özel ve çok kutsal. İnsan olarak kendi kutsal doğamla uyumsuz davranış halini yaşam gerçekliğim yaptıysam bu benim tekamülümü zorlaştıracak bir hal ortaya koyacaktır. Artık tekamül yolculuğumu tek başıma yapmıyorum; birlikte yol arkadaşlığı yaptığım bir çok insan var. Bu insanlara karşı da sorumlu olduğum için bu konuyu üç günden beri düşünüyorum ve aklıma gelen çalışmaları yapıyorum. Yaşam yolculuğumun her anın farkında olarak ve her anında daha da saflaşarak ilerlemeyi çok seviyorum. Bu konun tam açılımına biraz sonra yeniden değineceğim.

Filmi izlerken anladım ya da filmle çatışmadım diyemem. Oldukça çatışma içine girdiğim çok durum oldu. Her çatışma hissettiğim sahne için o konu ile ilgili Kundalini Reiki enerjisi ile çalışma yaptım.

Daha önce de sürgün teması olan filmler izlemiş olmama rağmen; bu filmdeki sürgün edilen öğretmen beni daha çok etkiledi. Sürgün modern toplum öncesinde var olan bir kavram olduğu için hala o konun benim içimde arınması tamamlanmadı.  Burada bir arınmayı sizlerle de paylaşayım hep birlikte insanlık tarihinden arındırılması gereken alanları arındıralım. “İnsanlık tarihinde çeşitli nedenlerle sürgün programının ve etkilerinin hala var olmasına neden olan  tüm hatalı verilerim ve anılarım özür dilerim. Bu zamana kadar sizi arındırmadığım için lütfen beni affedin. Bana arınma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bana mucizelerin kapısını açtığınız için sizi seviyorum. Aloha, indigo.”  Tüm insanlık olarak birlik, beraberlik ve uyum içinde hep birlikte güzel yarınlarda yaşamayı hak ediyoruz. Bu hak ettiğimiz güzel günlere de eskiden yaşanmış deneyimlerin hala kollektif bilinçte var olan bilinçlerini arındırdıkça erişeceğiz.

Film ses hassasiyeti olan benim gibi insanlar için çok yorucu bir film. Dış seslerin yüksekliğinden dolayı film bittikten üç saat sonra hiçbir şey izleyemedim ve dinleyemedim. Alanımı arındırmak için kendi meditasyonlarımı bile dinleyemedim. Sadece ışıkları kapatıp, ortam sesleri neyse onları dinledim. Neyseki o zaman diliminde komşulardan gelen bir se de olmadığı için kaosun ses şokunu üzerimden arındırabildim. Bu şok üzerimden gidince filmle ilgili yorumları okuduğumda filmde seslerin çok olduğunu anlayınca ses konusunda çok anormal bir halde olmadığımı anladım. Kendi içimde tespit ettiğim konu da yorumlarda netleşince kaos alanındaki gürültüye yönelik biraz daha çalışma yaptım.

Battal’ın/Kosmos’un filmde sürekli şeker yemesi de benim kendi içimde var olan çikolata ve tatlı yeme nedenimi anlamama sebep oldu. Fiziksel olarak yan yana olmasam da enerjisel olarak insanların saldırgan enerjisi benim alanıma dahil olduğunda benim şeker tüketme ihtiyacım ortaya çıkıyormuş. Şekeri de en sevdiğim şekerli gıda neyse onu bana göre aşırı miktarda tüketerek kendi dengemi kuruyormuşum.. Tabi filmi izlediğim zamandan şu güne kadar en çok yediğim çikolatada olmadığı için; olayı anlayabilmiş oldum. Fiziksel olarak bir yoksunluk çekmesem de bedenime almadığım için çikolatanın denklemdeki anlamını çözmüş oldum. 

Battal’ın/Kosmos’un Neptün’le karşılaşınca birbirleri iletişimlerinin nezaket içinde olmamasını anlamlandıramamıştım. Yorumlarda birbirleri ile ruh eşi olduğunu okuyunca daha da şok oldum. Bana göre ruh eşi kavramı filmdekinden çok bambaşka bir boyutta. Konuşmaya bile ihtiyaç olmayan yoğun sevgi, AŞK ve huşu duyguları ile insanın İnsan-ı Kamil olmayı deneyimlediği bir gerçeklik. Bunun tamamen zıddını görmek beni çok şaşırtmıştı. Bugün bu şaşkınlığın nedenini de idrak etmiş oldum. Yazıyı yazmaya başlamadan önce biyolojik olarak insan tanımını araştırdım. En basit ifade ile evrim ağacı internet sitesinde buldum.

İnsan (Homo sapiens) türü, Memeli Hayvanlar (Mammalia) sınıfı altında bulunan, Plasentalı Hayvanlar (Placentalia) infrasınıfı içerisinde yer alan bir omurgalı bir hayvan türüdür.

Bizim İnsan-ı Kamil’e dönüşmemiz için en alt katmanımıza kadar inip; önce o katmandaki fiziksel gerçekliğimizi tekamül ettirmemiz gerekiyor. Bağlı olduğumuz biyolojik alemdeki hayvan formumuza önce insan sonra da ya erdemli insan ya da kamil insan ve en son da İnsan-ı Kamil’in gerçekliği ile yaşatmaya başlamamız gerekiyor. Bunların ayrımını bilerek yaşam sürmek önemli değil; önemli olan bunların idrakinde olarak uygun eylem halinde olmamız. Çocukluktan itibaren yaşamım içinde yaptığım mantıkla açıklanmayan insanın varoluşuna uygun olmayan davranışları sergilediğim, konuştuğum, bağırdığım her anı bugün Başmelek Azrail’le yaptığım meditasyonlarla arındırdım.  Bir çok tasavvuf öğretisi de insanın hayvani heva ve heveslerden özgürleşmesi gerektiğini belirtiyor.  Benim kendi tasavvuf yolculuğumdaki başucu rehberim Mevlânâ Celâleddin-î Rûmî’nin Mesnevî-i Şerîf’inden bu konuya dair bir kaç beyiti de aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

  • Hevâ ve hevesle, nefsin isteğiyle az dost ol; zira seni Hakk’ın yolundan çıkaran, yolundan şaşırtan odur.
  • Ey kibirden halka “Eşek!” diyen! Şimdi sen buz üstünde kalan eşek gibi oldun. / İstersen zamanın en âlimi ol. Bil ki âlemin zamanı yoktur.
  • Alçak nefsin, acıkınca köpekleşiyor; sert, asi ve kötü huylu oluyor.

Kosmos filmi beni kendi insan parçamda var olan hayvan parçamla yüzleştirdi. Hayvani parçamı da dönüştürmek benim sorumluluğumda. Bu yolculukta her parçamızla tekamül etmeliyiz. Eğer bir parçamızı geride bırakırsak bu yolculukta zorlanan biz oluruz.

27.12.2020

 

You may also like