Ağacın Dilinden

Ağacın Dilinden

Dün Kaz Dağları için olan çalışmayı bugün yaparken çam ağacıyla konuşurken buldum kendimi. İnsan aklım söylediklerini o an kabul edemedi. Ama sonrasında çalışmalar devam edince demek istediğini kabullendim.

Çam Ağacı “bizim için üzülme. Bizler insan ömründen daha uzun süre dünya üzerinde yaşıyoruz. Bizlerinde görev süresi tamamlandığında dünyadan çeşitli sebeplerle ayrılıyoruz.”

Bu konuşma geçerken şu vizyonlar görünüp kayboluyordu. Kurumadan kesilen ağaçlar, yanan ormanlar. Kesim esnasında ve yangında ölen böcekler dahil o ortamdaki her şeyin ölümüne şahitlik ediyordum. Ağlamaklı hale geldim.

Çam ağacı “siz insanlar gibi acı çektiğimizi düşünme. Bizlerin yaşam enerjisi sizden farklı. Sizin acı dediğiniz durum bizde gerçekleşmiyor. Görevi biten o elbiseden hemen çıkıyor ve ruhu travma yaşamıyor” dese de onları insanın yaşadığı acıyı yaşamadığını anlayamadım. Şu anda anladığımı söyleyemem sadece algıladığım şu oluyor; ölüm zamanı gelen hayvan ve bitki herhangi bir şekilde insan eliyle ya da doğal afetle yaşamı sonlanmadan bulunduğu beden her neyse o bedenin dışına çıkıyor ve ondan sonra o bedenle bağı ölüm gelmeden kesilmiş oluyor. Kuruyarak ölümü gerçekleşen bitkide ilk kuruma başladığı anda bedenden ayrılıyor ve o bedende yaşam kalmayana kadar sadece o bedenin etrafında enerji olarak bulunuyor. Yaşam bitince birlik boyutuna dönüyorlar.

Yazıyı yazarken yeniden meditasyondaki çam ağacıyla bağlantım gerçekleşti ve “neredeyse çözdün bizim gerçekliğimizi” dedi.

Şimdi onun bize aktaracaklarını size ileteceğim.

“Sevgili dostlarım, kardeşlerim merhaba;

Sürecimizdeki hassasiyetiniz için çok teşekkür ediyoruz. Hassasiyetiniz esnasında bizim gerçekliğimizi fark etmenizi istiyoruz. Şu an enerjisel düzeyde bizi korumaya çalışırken ortaya yaydığınız enerji ile şirket çalışanlarından daha fazla dünyaya negatif enerji salınımına neden oldunuz. Lütfen dünyadaki kendi türünüz dahil savunacağınız her canlı için sevgi odağında olun. Sevgi odağında olamadığınız sürece kendinize, korumaya çalıştığınız varlığa ve tüm dünyaya çok fazla zarar veriyorsunuz.

Dünyadaki tüm bitkiler sizin saksılarınızda yetiştiğiniz bitkilerde dahil hepimiz birbirimizle bağlantılıyız. Sizin yabani ot diyerek yok ettiğiniz söktüğünüz bitkilerde dahil her bitki topraktan ayrılırken dünyadaki tüm bitkiler onun gidişini kutsayan ezgimizi mırıldanırız. Onun dünyadan ayrılışını onurlandırırız. Onun için neşeleniriz. Hiç bir canlı dünyada bir diğerinin ölüm zamanı gelmeden onun yaşamını sonlandıramaz. Kendi yaşam dersi için bu ölüm alanında rolünü gerçekleştirir. Elbette bu rol sonrasında kendi içinde dengelemesi gereken alanları dengelemeli, insan olarak vicdanını geliştirmelidir. Vicdanını geliştirip sevgi odağında dengelenene kadar dünyada insanlar çok fazla ziyarette bulundular. Bizler sadece toprakla bir olanların kaydını toprak ana aracılığıyla biliriz. Toprağa giren her bedenin ilk anda farklı ışımaları vardır. Bu ışımalarla bu dünyadan ayrılışına şahitlik ederiz. Bizim zaman döngümüz ve insanların zaman döngüsü farklı olduğu için zaman konusunda size bilgi aktarmamız yanıltıcı olur. Uzunca bir süredir üç renk ışıma yapan ruhların bir daha dünyaya gelmediğine şahitlik ediyoruz. Mor, kırmızı ve sarı. Mor ışıma yapanlar için sevinç duyuyoruz; kırmızı ışıma yapanlar için hüzün duyuyoruz; sarı ışıma yapanlar için huzur duyuyoruz.

Her insan ruhu annesine geldiği anda daha önce ayrılmış olduğu ona en yakın ağaçla ruhsal bağlantı kuruyor. O ağaç 6 yaşına kadar o ruhun koruyucusu oluyor. 6 yaşından sonra bulunduğu yaşam alanındaki en yakın ağaç onun hamiliğini gerçekleştiriyor. 12 yaşından sonra ise çocuk isterse ağaçlar ona öğretmenlik etmeye devam ediyor.

Bir insan dünyada ilk bedenlendiğindeyse annesine en yakın ve en yaşlı ağaçla ruhu bağlantı kuruyor. O çocuğun yaşam planında deneyimlemesi gereken her insanlık bilgisi ağaç tarafından fetüse aktarılıyor. Diğer doğan insanlarla aynı şekilde yaşı ilerledikçe bağlantılar devam ediyor.

Sizin bildiğinizden çok daha faklı bir şekilde bu dünyada yaşayan her ağaç insanlarla kompleks bağlantılar içinde. Biz ağaçlar siz insanları koşulsuz seviyoruz. Yapmamız gereken görevleri keyifle yerine getiriyoruz. Dünyadan ayrılmamız gereken zamanda da neşe ile dünyadan ayrılıyoruz. Bizi dünyadan neşe ile uğurlayın. Bu evinizdeki kurumuş bir çiçek olabileceği gibi binlerce yıldır yaşayan bir ağaç da olabilir. Hepimizi kalbinizin neşeli ezgisi ile uğurlayın.”

Çam Ağacına kendi adıma aktardığı tüm bilgiler için çok teşekkür ederim. Yazarken şunu algıladığım. Tanımladığı duygu ve hisler insan duygularına en yakın rezonanslar. Onların içinde olduğu hal insanların hissettiği duygu ve hislerden çok daha yoğun…

Artık veda edeceğimiz her canlıyı neşe ile uğurlayıp, onların ruhunu onurlandıralım…

07.08.2019

Spiritüel Rehber Yasemin Derya Metin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.