Kendi Karanlığını Sevmek

Kendi Karanlığını Sevmek

Kendi içimizdeki karanlığı sevmediğimiz sürece gerçek bir aydınlanma gerçekleştiremiyoruz. Kendimizle bir ve bütün olmazken var oluşla nasıl bir ve bütün olalım.

Bunu hep söyler ve yazarım. İş hayatındayken öfke duygusu ile sıkı bir arkadaşlığımız vardı. Daha öfke ile bağımızı yeni yeni uzaklaştırdığımız zamanda ve bu yola ilk girdiğimde kişisel gelişim eğitimleri veren biri ile yaptığımız çalışma olumlu sonuçlanmamıştı ve bitiş evresinde gerginliğin olduğu bir konuşma esnasında “sizin de benim de öfke deneyimimiz var” dediğimde karşı taraf agresifleşip “ben öfkeli değilim” demişti. Kimi neyi kandırdığını sorgulamadan susmuştum.

Özellikle kişisel ya da ruhsal gelişim yoluna giren çoğu insan kendi içindeki karanlığı reddettiği bir dönem içinden geçtiğini gözlemledim. Ben karanlığımı reddetmemeyi seçmiştim, daha masum sorunların üzerini örtmeye çalışıyordum. Sonra hiç bir şeyin üzerini örtmemeye karar verdim. Çok da doğru bir karardı benim için. Çünkü bu bana insan olduğumu hatırlattı ve insan olmak çok büyük bir armağan.

Öncesinde de sistem tarafından karanlığı kabul etmemle ilgili çeşitli testlerden geçtim. Ancak ruhsal  açılımda yaklaşık bir buçuk yıl önce ortaya çıkan durum benim çok dengemi bozmuştum. Kabul ettiğimden daha büyük bir karanlık alan açılmıştı. Bu süreçte kendi karanlığımı kimseye bulaştırmamak için 10 gün içime kapanıp, çalışmalar yapıp, kendime sürekli rehberlikler talep ettim. Verilen rehberlikler ve uzatılan eller hep benim kabulümle orantılı olarak minik minik oldu. 10. güne gelmeden “tamam belki de var oluştaki en karanlık yaratılmış varlık benim ruhum. Her neyden var olmuş olursam olayım ben artık aydınlık yolda ilerlemek istiyorum ve bana ışık varlıklar yardım edin” dediğim anda o karanlık kuyudan alındım ve Yaratıcı’nın huzuruna çıkarıldım. Oradaki minnet duygumu tarif edemem. Dualarım duyulmuş ve ben hemen ışığa geçmiştim. Sonrasında aldığım rehberlikte karanlığın beni Yaratıcı’ya isyan ettirmek için oynadığı bir oyunun içinde olduğum iletildi. O günden sonra insanların ruhunu bilsem de onların seçimleri benim için önemli olduğu için karşı taraf izin verdiği sürece insanlara destek oluyorum.

Bu en ağır karanlığın sınavından sonra kendimi kişilik ve ruh olarak yeniden ve yeniden gözden geçirdim. Negatif duygularımı ve o duygular esnasındaki beni sevdim. Kendimi sevdikçe ışıldadım.

En alt karanlık benliğimde ben, yüksek ışık benliğimde ben. Ancak kendi karanlığımı kabul ettiğimde ışığım var oluşumdaki parçalarıma akıyor. Kabul olmadığında akış duruyor. Dikkat etmeniz gereken tek şey kendi karanlığınızı sevmek ve kabul etmek.

Başkalarının Karanlığı ile İlişkimiz

Var oluştaki karanlık herkeste aynı hızda dönüşmüyor ve aynı şekilde sevilmeyi kabul etmiyor. Başka insanların ya da varlıkların karanlığına şunu söylüyorum “seni olduğun halinle kabul ediyor ve varlığına saygı duyuyorum. Ben artık aydınlık tekamül yolunda ilerliyorum sen de benim seçimlerime saygı duy lütfen.” Bunu kalpten söylediğinizde o kişilik alanı ya da varlık sizin yanınızda geriye çekiliyor.

Herhangi bir durumda bir insanın kendi içinde karanlığı içinde kaybolduğunu ama yardım istediğinden emin olduğumda “bu kişiye ilahi izinli olduğum ve onun istediği kadar koşulsuz sevgi enerjisi gönderiyorum” niyeti ile alanda izinli olduğum kadarıyla çalışma yapıyorum.

Hepimiz zamanı geldiğinde ışığa ve sevgiye geçiş yapacağız. Zamanı gelmediğinde sadece o insan ya da varlığın seçimine kendi sınırlarımızı koruyarak saygı duymamız gerekiyor.

Var oluşumdaki her karanlık ve her aydınlık zerremi seviyorum.

23.11.2018

Spiritüel Rehber Yasemin Derya Metin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.